Beslenmenin beyin gelişimine etkisi var mı?

Doğumdan sonra çocuğun büyüme ve gelişmesini etkileyen en önemli faktör beslenmedir. Yeterli beslenmeyen, yanlış beslenen bebeklerin beyin gelişiminin durduğu bilimsel olarak gösterilmiştir. Anne sütü dışında beyni geliştiren özel bir besin yoktur. İlk altı ay anne sütü bebeğin beslenmesi için tek başına yeterlidir. Daha sonrasında bebek geçiş besinleri ile birlikte her şeyi yiyebilecek olgunluğa erişir. Çocuk büyüdükçe besin ihtiyaçları değişir. Beyin gelişimi de vücut gelişimi ile paralellik gösterir. Çocukların büyüme ve gelişmesi için daha çok yaşına uygun, vitamin ve minerallerden zengin, doğal ve dengeli bir beslenme önerilir. Bugün gelişmiş ülkelerde çocuklar daha iyi beslenmekte, daha iyi sağlığa uygun koşullarda büyümekte, hastalıklardan daha iyi korunabilmekte, daha iyi eğitim görmüş anne-babalar tarafından büyütülmektedir. Ülkemizde de zaman içinde bu çarpıcı gelişme çocukların büyüme ve gelişiminde önemli bir rol oynamakta, olanakların ve ebeveynlerin farkındalığının artması ile geçmiş yıllara göre vücut ve beyin açısından daha sağlıklı çocuklar yetiştirmekteyiz.

Beyin gelişimini etkileyen riskli durumlar nelerdir?

Beyinin sağlıklı gelişimini tamamlayabilmesi için yapısal, fizyolojik ve fonksiyonel olarak korunmalı ve hem gerçek hem mecazi anlamda iyi beslenmelidir.

Beyinin oluşumu ve gelişimi anne karnında başlar. Gebeliğin ilk üçüncü haftası sonunda oluşmaya başlayan beyin doğuma kadar gelişimini devam ettirir. Sağlıklı bir gebeliğin sürdürülmesi ve zamanında tamamlanması bütün vücut organlarının olduğu gibi beyinin de sağlam olması için kaçınılmazdır. Zamanından çok erken doğum, annede çatı uygunsuzluğu, bebeğin anne karnındaki yerleşim anormallikleri (örn. makat gelişi), kordon dolanması, annede hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların olması, çoklu gebelikler, zor ve uzamış doğumlar, doğum travmaları yenidoğan bebeğin beyninde oksijensiz kalmaya neden olabilecek ve hasar yaratabilecek riskli durumlardır. Uygun yaşta gebelik, doktor kontrolünde gebelik takibi, annenin sağlıklı beslenmesi, gebelik süresinde annenin ilaç, radyasyon, travma ve enfeksiyonlardan korunması fetüs beyninin korunması için alınacak başlıca önleyici tedbirlerdir. Gelişmiş bebek yoğun bakım ünitelerinde uygulanan başın soğutulması (hipotermi) tedavisi sorunlu doğan ve beyin hasarı açısından risk altında ki bebekler için beyni koruyucu en etkin tıbbi tedavidir.

Fiziki yapı kafatasının kompakt anatomisi sayesinde koruma altındadır. Ancak başta travmalar, bazı ilaçlar, zehirler hasar verebilmektedir. Bu hasarları daha olmadan bazı basit tedbirler ve öngörü ile önleyebilmek mümkündür. Örneğin yeni hareketlenen bir çocuk için evde eşyaları çarpmaya karşı ayarlamak, ev kazalarına karşı tedbir almak, açılır çekmece, elektrik prizleri, pencere ve kapıları muhafaza etmek, düşebilecek dolapları ve ev eşyalarını duvara sabitlemek bunlardan bir kaçıdır. Otomobilde bebeklerin bebek koltuğu olmadan, küçük çocukların emniyet kemeri takabilecek yaşa gelmeden ön koltukta seyahat etmemesi, bisiklet sürerken kask kullanılması, çok soğuk ve çok güneşli yerlerde başına şapka takılması da dışarıda beyni fiziki korumak için alınması gereken tedbirlere örnek oluşturur.

Üstün zekalı bebek nasıl anlaşılır?

Aileler çocuklarının zeka olarak yaşıtlarından ileri olması fikrine çok özenilecek bir durummuş gibi bakarlar. Ancak zekanın normalden üstün olması da zekanın geri olması gibi normalin dışında, farklı bir durum olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu çocuklar yaşıtlarından farklı, özel bir eğitim ve gelişme süreci yaşamak zorunda kalırlar. İletişim sorunları, sosyalleşme problemleri duygu durum değişiklikleri ile karşılaşabilirler. Bazen bir hastalığın parçası olarak da karşımıza çıkarlar.

Zeka genetik olarak anne ve babanın yapısal özelliklerinden geçiş ile başlar ve çevresel faktörlerle de gelişerek olgunlaşır. Çocuklar çoğunlukla büyüme aşamalarında bazen beklenmedik kelimeler ve davranışlarla sizleri şaşırtabilirler. Böyle durumlar tek başına çocuğunuzun üstün zekalı olduğunu göstermez. Günümüzün çevre faktörleri çocukların daha hızlı gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Genel olarak ortalamanın üstünde zekaya sahip bebekler dil gelişiminde yaşıtlarından erken konuşmaya başlama, erken yürüme, algılarında erken gelişim olarak başlayabilir. Ancak bebeklik döneminde zeka seviyesi belirgin olarak anlaşılamayabilir. Çocuk büyüdükçe etrafını algılama, mukayese etme, problem çözme, sonuç çıkarma, eyleme geçme ve hayal gücünü kullanabilme becerilerinin yaşıtlarından erken geliştiği fark edilebilir. Bu durumda profesyonel zeka testleri uygulanarak ancak tanı verilebilir.

Kas hastalıkları nörolojik temelli olabilir mi?

Kasların hareket, vücudu koruma ve vücudun duruşunu sağlama fonksiyonlarını yapabilmesi için kasa giden sinirlerin ve kas-sinir birleşim bölgelerinin de sağlam olması gerekir. Kasın kendisinden kaynaklanan hastalıkların büyük kısmı doğuştan genetik geçen hastalıklardır. Örneğin en sık görülen kas hastalıklardan biri olan Duchenne Muskuler Distrofi (DMD) denilen hastalık erkeklerde görülen, kadınların taşıyıcı olduğu ilerleyici genetik kökenli bir hastalıktır. Buna karşılık sinir kök hücrelerinin zedelendiği Poliomyelitis (çocuk felci) gibi hastalıklarda kaslar görev yapamaz ve giderek hacim olarak da geriler. Kas-sinir birleşke ünitesindeki hastalıklardan en sık görüleni Myastenia Gravis denen bir hastalıktır. Sinir iletimi kasa ulaşamadığından kas görev yapamaz. Bunlar nörolojik temelli kas hastalıklarına örnekleri oluşturur.

Niçin çocuk nöroloji uzmanına gitmeliyim?

İnsan diğer memeli hayvanlar gibi olmayıp sinir sistemi gelişmemiş olarak doğar.

Çocuk Nörolojisi bilim dalı öncelikle; evrensel bir özellik olan düşünce ve zekanın kaynağını oluşturan, gelişmekte olan bir organizmadaki gelişmekte olan bir sistemin, yani sinir sisteminin fonksiyonları, sağlığı ve hastalıkları ile uğraşır.

Nörolojik hastalıklar sistemik bulgular verebildiği gibi çocukluk çağının bütün sistemik hastalıkları da sinir sistemini etkileyebilir.

Beyinin sağlıklı gelişimini tamamlayabilmesi için yapısal, fizyolojik ve fonksiyonel olarak korunmalı ve hem gerçek hem mecazi anlamda iyi beslenmelidir.

Beyinin oluşumu ve gelişimi anne karnında başlar. Gebeliğin ilk üçüncü haftası sonunda oluşmaya başlayan beyin doğuma kadar gelişimini devam ettirir. Sağlıklı bir gebeliğin sürdürülmesi ve zamanında tamamlanması bütün vücut organlarının olduğu gibi beyinin de sağlam olması için kaçınılmazdır. Zamanından çok erken doğum, annede çatı uygunsuzluğu, bebeğin anne karnındaki yerleşim anormallikleri (örn. makat gelişi), kordon dolanması, annede hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların olması, çoklu gebelikler, zor ve uzamış doğumlar, doğum travmaları yenidoğan bebeğin beyninde oksijensiz kalmaya neden olabilecek ve hasar yaratabilecek riskli durumlardır. Buradaki risk bebeğin ileride beyin hasarına bağlı özürle doğması, yürüme, hareket etme gibi motor fonksiyonların kaybı yanında konuşma, sosyal gelişim ve zeka açısından geriliklerinde ortaya çıktığı arazlar oluşma riskidir. Beynin ve sinir sisteminin ilk iki yaşa kadar kendini yeniden yapılandırabilme özelliği çok yüksektir. Yaş ilerledikçe beyin olgunlaşması devam edeceğinden hasarlı bölgelerin yeniden

yapılandırılabilmesi daha güç olacaktır. Bu nedenle riskli doğan bebeklerin nörolojik problemleri ne kadar erken teşhis edilirse tedavi cevabı o kadar daha iyi olacaktır. Çocukların takip edilmesi, hastalıkların erken tespiti ve tedavisinin bir an önce başlatılması çocuk nörolojinin öncelikli ilgi alanıdır.

Çocuk nöroloji uzmanı hangi hastalıklara bakar?

Yenidoğanın nörolojik sorunları (zamanında doğan, prematüre)

Riskli bebeklerin nörolojik takibi (serebral palsi ve nörolojik gelişim kusurları riski)

Nöro-metabolik hastalıklar (doğuştan metabolizma hastalıklarının nörolojik sonuçları)

Heredo-dejeneratif hastalıklar (ilerleyici ailevi nörolojik hastalıklar)

Nörokutanöz hastalıklar (Tuberoskleroz, Nörofibromatozis vb.)

Nöro-davranışsal gelişim bozuklukları (Hiper aktivite, otizm, dikkat eksikliği, öğrenme güçlükleri)

Paroksismal bozukluklar (Epilepsi, Baş ağrısı, Migren, havaleler vb)

Uyku bozuklukları

Hareket ve denge bozuklukları (Ataksi, Vertigo- baş dönmesi vb)

Beyin hasarlanması ve bilinç bozuklukları

Sinir sistemi enfeksiyon hastalıkları (Menengit, meningo ensefalit vb)

Sinir sistemi tümörleri ve vasküler hastalıkları

Nöromuskuler hastalıklar (Kas hastalıkları, periferik sinir hastalıkları)

Nöroimmunolojik hastalıklar

Sistemik hastalıkların nörolojik etkileri

Bebeklerde / çocuklarda havale geçirdiği nasıl anlaşılır?

ATEŞLİ NÖBETLER VEYA ATEŞLİ HAVALE

Merkezi sinir sistemi enfeksiyonu ve tanımlanmış nedeni olmayan bir ay ile altı yaş arası çocuklarda ateşin eşlik ettiği nöbetlere ateşli nöbet veya ateşli havale (Febril Konvulziyon) denir.

Sıklığı toplumlar arasında farklılık gösterebilir. Örneğin ABD ve Avrupada % 2-4, Türkiye’de % 3.3, Japonya’da % 9-10 arasındadır. En sık 6 ay-3 yaş arasında görülür. Karşılaşılma sıklığı ise 14-18. aylarda zirve yapar.

Ateşli nöbetler bazı çocuklarda genel topluma göre daha sık görülür:

– Ailesinde ateşli nöbet öyküsü olanlar,

– Yeni doğan döneminde hastanede bir aydan fazla kalanlar,

– Gelişme geriliği olanlar

– Kreşe gidenlerde risk daha fazladır.

Bu risk faktörlerinden ikisine sahip olan çocuklarda toplumdaki diğer çocuklara göre ateşli nöbet geçirme oranı %30 daha fazladır. Aynı şekilde anne veya babasında ateşli havale varsa risk %10-50, kardeşinde varsa risk %10-25 arasındadır.

Yapılan çalışmalar ateş nedeni olarak ilk sırada üst solunum yolları enfeksiyonu veya farengit (%38) olmak üzere sırasıyla, orta kulak enfeksiyonu (%23), pnomoni (zatürre) (%15), gastroenterit (%7) ve altıncı hastalık (Roseola infantum) (%5) olduğunu göstermiştir.

Ateşli nöbet ile başvuran çocuklarda nöbete sebep olacak etkenleri araştırmak için iyi bir muayene ve bazı tetkikler yapılmalıdır. Bu çocukların %3 ile 5’inde ateşli nöbet nedeni olarak menenjit (beyin zarlarının iltihabı) saptanabilmektedir. Menenjit hastalığı da %13 ile 16 oranında nöbete sebep olabildiği bilinmektedir ve hastaların %30-35’inde hiçbir muayene bulgusu saptanamayabilir. Yani menenjit gibi teşhis edilemezse sonuçları ölümcül olabilecek bir hastalık küçük çocuklarda bulgu vermeden gizli kalabilir. Bu nedenle 12 ay ve altında ateşli havale geçiren bütün çocuklara menenjit olup olmadığını ayırt etmek için mutlaka lumbal ponksiyon (belden omurilik sıvısı alma) işlemi yapılmalıdır. EEG çekimi ilk basit ateşli nöbette önerilmemektedir. Ailede epileptik nöbet öyküsü bulunanlarda, tek taraflı veya komplike nöbet geçirenlerde, nörolojik gelişimi bozuk olanlarda veya ilave nörolojik sorunu olanlarda önerilebilir. MRG çekimi yine basit ateşli nöbette önerilmemektedir. Fokal nöbet geçirenlerde, nörolojik bozukluk varsa ve çok uzun süren ateşli nöbetlerde (Febril Status Epileptikus) hekimin kararı ile çekilebilir.

Çocuklarda ateş (vücut ısısı) ölçümü ağız içinden, popodan, koltuk altından, alından ve kulak içinden uygun termometrelerle ölçülebilmektedir. Klasik termometreler küçük cam tüp içinde bulunan civanın ısı ile genleşmesi ve tüp içinde yükselmesi esasına dayanan bir sistemden yapılmıştır. Camın kırılma riski, değerlendirmenin bir tecrübe gerektirmesi nedeniyle evde kullanım açısından pratik değildir. Evde kullanım için kulaktan ölçüm yapan dijital termometreler anında sonuç vermesi, görsel olarak okuma kolaylığı, eğitim gerektirmemesi nedenleriyle oldukça pratiktir.

Basit ateşli nöbetlerde kalıcı ve ilerleyici bir beyin hasarı beklenmez ve genellikle iyi huylu (selim) bir durum olduğundan çoğunlukla tedavi gerekmez. Anne babaların ateşli nöbet konusunda bilgilendirilmeleri önemlidir. Ebeveynlere evde ateşin fark edilmesi ve kontrolü önerilir. Burun akıntısı, hapşırma, öksürük, halsizlik, iştahsızlık, ishal, kusma vb. belirtiler bir enfeksiyonun, dolayısıyla da ateşin habercisi olabilir. Dudaklarınızla veya elinizin tersiyle çocuğun alın ve ensesine dokunmakla sıcaklık artışı daha iyi fark edilebilir. Yine bir ipucu olarak küçük çocuklarda ellerin ve ayakların soğuk olması, üşüme ve titreme vücut ateşinin yükseldiğini gösterebilir. Tavsiye olarak çocuk bulunan her evde bir ateş ölçer (derece, termometre) bulundurulmalıdır. Daha önce ateşli havale geçirmiş olan çocuklar ateş fark edilir edilmez en kısa sürede bekletilmeden en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

Ateşi olan çocuklarda genel tedbirler olarak; öncelikle giysileri çıkarılmalı, sıcaklığı yüksek olan ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Sağlık kuruluşuna gitmeden önce çocuğun yaşına uygun dozda olacak şekilde evde ateş düşürücü ilaç verilebilir. Çocuğun boynuna, ensesine, koltuk altlarına ılık suda (soğuk su değil) ıslanmış bez veya pamuk koymak (ılık kompresyon) ateşi kontrol altına almada yararlıdır. Bunlara rağmen ateşi devam ediyorsa çocuğa ılık suda (soğuk su değil) duş aldırılabilir. Ateşi düşürmek için soğuk su (örneğin musluk suyu soğuktur), kolonya, alkol, sirke vs. kullanmak çocuklara zarar verebileceği gibi kısa bir süre sonra ateşi daha da fazla arttırır.

Sadece ateş yükselmesi havaleye sebep olur mu?

Ateşin nasıl nöbete sebep olduğu; enfeksiyon etkisindeki beyin ısısının artması sonucu genetik yatkınlığın da rolü ile bazı moleküllerin açığa çıkarak (glutamat vb) reseptörler aracılığıyla (IL-1β) sinir yapılarının uyarılabilirliğinin artması nedeniyle olduğu şeklinde açıklanmaktadır. Bu mekanizmalar sonucunda klinik olarak 38.4 °C ve üzerindeki ateşin eşlik ettiği, bütün vücudu tutan kasılma ve/veya gevşemelerin olduğu, 10 saniye ile 10 dakika arasında süren havale/nöbet karşımıza çıkmaktadır. Bazen sabit bakma, donup kalma, kasılı kalma, dişlerini sıkma, kenetlenme veya tamamen kendini bırakma şeklinde de görülebilir.

Unutulmaması gereken ateş yükselirken, yüksek iken ve düşerken de nöbet olabilir. Eğer bu nöbetler 15 dakikadan kısa sürüyor, vücudun bir kısmını değil de tamamını ilgilendiriyor, bir gün içinde bir kez oluyorsa ve ailesinde de benzer öykü varsa biz bu nöbetleri basit ateşli nöbet olarak adlandırıyoruz. Aynı gün içinde birden fazla nöbet geçirmiş ise, 15 dakikadan uzun süren nöbet ise, nöbet vücudun bir kısmında kasılmalarla olmuşsa (örneğin sadece kolda veya bacakta) ve ailesinde epilepsi (sara hastalığı) varsa bu duruma da komplike (karmaşık) çocuklarda ateşli havale diyoruz.

Adnan Ayvaz
Çocuk Nöroloji Uzmanı